15 Ekim 2016 Cumartesi

ŞAMAN STATÜSÜNE GEÇİŞ 3

Bununla beraber zarp.anla Şamanlar, bazı kült karakterli merasimlerin de yöneticisi olmuşlar. Mesela ev yapma, suvarma kanallarını arındırma merasimi vs. gibi işlevler Şamanın kamlığından sonra gerçekleştirilmiştir. Ancak Şamanın işlevlerine dahil· olmayan bazı inanç ve merasimler de vardır. Gök Tanrı'ya ve atalar ruhuna sunulan kurban törenleri Şamanın yer almadığı dinsel uygulamalar içindedir. Şamanlık, bazı Asya, Afrika ve Amerika topluluklarında ilkel din veya dini-sihri uygulama olarak görülür. �azı toplumlarda Şamanlık dini sistemlerin yanında sihirsel veya büyüsel ihtiyaçları gideren pratik bir eylem olarak varlığını sürdürür. Bu durumda Şamanlık hakkında mevcut olan literatürde iki fikirle karşılaşırız. Şamanlık problemi üzerinde çalışan bilim adamlarının büyük çoğunluğu, aynı zamanda eski Sovyet alimleri (Mikaylovskiy, Haruzin, Potapov, Alekseev vb.) de Şamanlığı Türklerin orijinal dini kabul ederler. Dünya milletlerinin birkaç dini sistemden, mesela Animizm, Fetişizm, Totemizm vs. geçerek monoteizme geldiği fikri dinler tarihinden anlaşılmaktadır. Etnograf ve din tarihçileri, halk edebiyatçıları ve sosyologlar, Türklerin de politeist bir merhaleden geçerek bugünkü duruma ulaştığını düşünmek suretiyle Türk kültürünün karakteristik özelliğini inkar etmişlerdir. Bu bilim adamları Şamanlığı şu özellikler doğrultusunda bir din kabul etmektedirler:

1- Şaman dünya görüşünün olması,
2- Şamanlıkta kozmogonik tasavvurların mevcutluğu,
3- Şamanlara özgü merasim ve ayinlerin olması,
4- Şaman folklorunun mevcutluğu,
5- Toplumda Şamanın özel statüsünün olması vs.

Şunu özellikle kaydedelim ki bu hususiyetler aynı zamanda Şamanlığın ·din olmadığını da ispatlayacak niteliktedir. Sibirya'nın değişik inanç sisteminde Şamanlık adı ile bilinen uygulama özel bir yer tutmaktadır. Şamanlık Türk boylarının mitolojik inançları bağlamında bir yapılanma geçirmiş ve eski ergenliğe geçiş ritlerini kendi kuralları doğrultusunda adapte etmiştir. O halde Şamanlığı, inançları birleştiren ve sentez eden akılcı bir yaklaşım olarak değerlendirmek mantıklı olur. Şamanlığı, din değil de Kuzey Asya topluluklarının dini duygularını içeren ve öteki alem varlıklarına hükmeden bir tür kült olarak görenler de vardır. (Mesela V. Jochelson, V. Bogoras vb.) Bu ikinci grup bilim adamlarının bazıları da (M. Eliade, J. P. Roux, H. Tanyu, O. Turan, İ . Kafesoğlu, S. Buluç vb.), özellikle M. Eliade, Şamanın bütün merasimleri vecd anında geçirdiğini göz önünde bulundurarak, Şamanizmi esrime tekniği olarak adlandırırlar. Tarihi süreç açısından bakıldığında Şamanlığın animizm ve animistik gö­ rüşlerden önceki tasarımları içeren bir yapı sergilediği bilim adamlarınca kaydedilmiştir. Özellikle E. Tylor'un animizm konusundaki teorisi, görünen bü-. tün varlıkların ruhu olması inancı bağlamında Şamanlığa daha yatkın gibi gö­ rünmüştür. Tylor'a göre, ruh kavramı rüyalar yolu ile ortaya çıkmış, insanın vücudundan bağımsız olan başka bir ruhunun da var olduğu anlaşılmıştır.6 O halde Şamanlık, din fenomenolojisinin ortaya çıkmasında önemli etken rolü­ nü üstlenmiş bir pratik uygulamaya dayalı eski bilgilerin kendine özgü yorum şeklidir.

14 Ekim 2016 Cuma

ŞAMAN STATÜSÜNE GEÇİŞ 2

Şaman dünya görüşünün en karakteristik özelliklerinden biri tabiatla cemiyetin birbirinden ayrılmaması, bir bütünlük oluşturmasıdır. Bu nedenledir ki Şamanlığı bütünüyle "doğa dini" diye adlandırmak mümkündür. Şamanlı­ ğın felsefesi de doğa hadiselerine ve doğa üstü varlıklara bağlanmaktadır. Şaman felsefesine göre evrenle dünyamız, makro-kozmosla mikro-kozmos arasında ebedi, ezeli bir denge vardır. Bu dengenin bozulması felakete neden olur. Bütün gizli bilimlerle, deneyimlerle donatılmış Şamanın başlıca görevi bu dengeyi" ve düzeni korumaktır. Bu özellik, adayı, Şamanlık görevine çağı­ ran ruhların gönderdiği Şaman hastalığında, vücudun doğranması ile gerçekleşen ritüel ölümde, akrabaların ölmesi ile azapların bağışlanması düşüncesinde, Şamanın kutsal ağacında, Şamanın hamisi olan hayvan anada, Şaman ruhunun yeniden doğması ve Şaman ağacında terbiye edilmesinde gösterir. Şaman bir fert gibi doğa ile cemiyet, maddiyat ile maneviyat, reel alemle öteki dünya, toplumla ruhlar arasında bir medyatördür. O, kozmik bilgileri yaşatan ve bunu insanlara ileten kişidir. O, bakan değil, gören kişidir. Şaman, yalnızlığın gücünün büyük olduğunu anlamış, bu nedenle de toplumdan uzaklaşmıştır. Şaman efsanelerinden anlaşıldığı üzere, Şamanlar genellikle toplumun sık yaşadığı yerlerde değil, toplumdan dışarıda, tenha yerlerde yaşamayı denemiş kişilerdir.s Şaman, toplumun içinde olsa da yalnızdır. Kamlık zamanı kendini öteki dünya varlıklarından biri olarak gören ve öteki dünyayı kendi dünyasına taşıyan Şaman, yine de yalnızdır. Şaman, öteki dünya olarak betimlenen ruhların veya gözle görülmeyen varlıkların dilini bilen, dolayısıyla iletişim sağlamak için tercümanlık yapan ve bin yıllarca biriken ve zamanla unutulmağa yüz tutan kozmik hafızada saklı olan gizli bilgileri topluma üstü kapalı simgelerle götüren Şamanlık sisteminin bir temsilcisidir. O halde Şaman:

1) Öteki dünyanın bu j:lünyadaki temsilcisi, unutulan gizli bilgilerin kaynağıdır,

2) Kutsal bilgileri veya karşılıklı istekleri (ruhların insanlardan, insanların da ruhlardan istediklerini) ileten arabulucudur.

Demek ki, Şamanın esas fonksiyonu görmek7 anlamak 7 iletmektir. Bu üçlü fonksiyonu gerçekleştiren Şaman, toplumun özel statüye sahip bireyidir. Ayrıca Şaman yalnız toplumun fiziki sağlığından değil, aynı zamanda manevi dünyasından da mesuldür. Türklerin, Şamanlıkla ilgili bir takım inançlarının temelinde Şaman olma öğesinin durduğu bilinm�ktedir. İ lk önce Şamanın bütün yönleri ile toplumun diğer üyelerinden farklı bir kişiliğe sahip olduğu söylenmelidir. Bu farklılığıf1: temelinde Şaman statüsü olarak adlandırdığımız geçit riti gelmektedir. Sıradan bir insan olmaktan çıkan ve yeni bir statü kazanan Şaman, toplumun inanç ve görüntüler dünyasını düzenleyen, öteki alemle yaşanan dünya arasında aracı olan ve bütün bunları kendine özgü bir metotla kitleye iletendir. Şamanın bütün diğer görevleri ile beraber esas misyonu, toplumu gizli bilgilerle tanıştırmak ve makro-kozmosla mikro-kozmos arasındaki dengeyi korumaktır. Bunun yanı sıra Şamanın diğer işlevleri de vardır:

1- Hastaları i�ileştirmek,
2- Ölı;:n adamın ruhunu öteki dünyaya götürmek,
3- Kısırlığı tedavi etmek,
4- Avın bol olmasını sağlamak,
5- Fal bakarak gelecekten haber vermek,
6- Evi kötü ruhlardan temizlemek,
7- Kurban sunmak (Kurban ritlerinin en önemlisi Bay Ülgen'e ve Erlik Han'a sunulan kurbanlardır.) gibi bazı dinsel törenleri icra etmek.
8- Mevsim ritüellerini (mesela ısıah ritüeli, son bahar ritüeli vs_.) düzenlemek,
9- Sığırlara ve atlara zarar veren ruhları kovmak
10- Kayıp şeylerden haber vermek vs.

13 Ekim 2016 Perşembe

Türkler ve Şamanizm Giriş 2

2- Şamanlığın dış tarafı denilebilecek Şaman sembolleri: kostüm, davul, tokmak, kamlık, dualar, efsaneler vs. veya ezoterikbilginin simgelere yansı­ ması, Şamanlığın ortaya çıkışı, Şaman tipleri vs.

Türk Şamanlığının iç yapısı veya iç biçimlenmesi Şamanlığın milli özelli­ ğinin başlıca göstergesi rolündedir. Esrime, davul, tokmak, giysi vs. daha çok evrensellik sergilemektedir. Bu bölümlerden her birinin ayrı ayrı araştırılması ve incelenmesi Türk Şamanlığı hakkında dolgun bilgi vermez. Birbiriyle bağlantılı olan bu öğeleri bir bütün halinde incelemek Türk Şamanlığının ne olduğu hakkında tam bilgi verebilecektir. Şamanlığın ortaya çıkması, Şaman kanılığının icra ortamı da Şaman fenomenolojisini tamamlayacak olgulardır. Bu sebeple de kitap iki ana kısım içine alınmış on yedi bölümden oluşmaktadır

ŞAMAN STATÜSÜNE GEÇİŞ 1

ŞAMAN STATÜSÜNE GEÇİŞİN YAPISAL İŞLEVSEL TARAFLAR! VEYA ŞAMANLIGIN İÇ YAPISI

1. 1. Türk Kültürü Açısından Şamanlık

İslam'dan önceki ideolojik ve sosyo-kültürel alanın idare edici ve yönlendirici fonksiyonunu üstlenen Şamanlık,ı felsefi pratik bir akım olup Türk kültürünün bütün yönlerini kapsamaktaydı. Türklerin zamanla kabul ettikleri dinler de (Manihaizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevilik, İslam) Şaman öğelerini Türk şuurundan ve Türk kültüründen silip atamamıştır.2 Şamanlık, yeni kültür çevresine ayak uydurarak yaşamını şöyle veya böyle bir şekilde sürdürebilmiştir. Takip ve yasaklar3 Şaman unsurlarını gizli şekilde yeni dinlerin alt yapısına itmiştir ki, bugün bunlar Türk geleneksel inancını oluşturmakta ve dini literatürlerde batıl inanç adıyla bilinmektedir. Bütün yönleri ile Şamanlık, eski Türklerin yalnız inanç sistemini değil, aynı zamanda felsefesini de oluşturur. Ancak inanç sistemimizi bütünüyle Şamanlık adına bağlamak da doğru değildir. Şamanlık olsa olsa inançları kendi  felsefi ve pratik sistemine uygun bir biçimde şekillendirmiştir. Eski Türk fel: sefesi de Şamanların ezoterik bilgileri temelinde biçimlendirilmiştir. Ancak Z. Gökalp'ın bu felsefeyi garip bir şekilde değerlendirmesini de ne yazık ki kabul etmek mümkün değildir:

"Eski dinlerde 'sihir' muhterem olduğu için, o zamanın toyonizmi 'Akliye felsefesini', Şamanizmi de 'Şeriyye felsefesini' vücuda getirmişti. Eski Türklerde iki felsefi sistem vardı ve bunların biri 'din'den, diğeri 'sihir'den doğmuştu."


 

Türkler ve Şamanizm Giriş

Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı

ŞAMANLIK hem genel hem de ayrı ayrı yönleriyle araştırma ve incelemeye tabi tutulmuştur. Şamanlıkla ilgili bu kadar çok kaynağı irdelemek neredeyse imkansızdır. Budun bilimcilerin (etnologue), insan bilimcilerin (antropologue), halk bilimcilerin (etnographe), filozofların, doktorların, psikologların, halk edebiyatı uzmanlarının, güzel sanatçıların araştırma objesi olan Şamanlık, daha çok Şaman dışı verilere, yani Şamanlık hakkında yazılanlara ve Şamanın aksesuarlarına dayanılarak incelenmeye çalışılmıştır. Son dönemlerde din tarihçileri de bu araştırma serüvenine katılmışlar. Her ne kadar malzeme, makale ve kitap bazında araştırılmış olsa da Türk Şamanlığı sistemli bir incelemeye ve Şamanlığın esas öğelerinin ortaya çıkarılmasına yönelik bir şekilde incelenmemiştir. Bu eserde Türk Şamanlığı bir bütün olarak ele alınacak, Şamanın iç dünyası, tekniği, folkloru incelenecek, bütün benzer yönleriyle beraber Türk Şamanlığının orijinalliği belirtilecektir. A. İnan'ın Doğu Türkçesini ve Rusçayı iyi bilmesi sonunda kaynaklardan iyi bir şekilde yararlanarak yazmış olduğu kitap en azından o dönem için oldukça kıymetli olmasına rağmen bugünkü Batı bilim adamlarının eserleri yanında teorik bağlamda yetersiz görünür. A. İnan'ın ulaşabildiği kısıtlı kaynaklar ne yazık ki sonraki araştırmalarda ileriye götürülmemiştir. Sonraki kuşak Türkiyeli bilim adamları, Rusça bilmedikleri için ilk kaynağa değil, A. İnan'a atıfta bulunmuşlardır ki bu da araştırmayı ileriye değil, geriye götürmüştür. A. İnan'ın Tarihte ve Bugün Şamaııizm adlı kitabında Şamanizm (gerçi bu terim de pek doğru kabul edilemez. Kullanılabilecek en doğru terim Şamanlık olmalıdır.) değil, Şaman söyleme ve dualarında yer alan mitoloji, Şaman inançları, Şamanlık çevresindeki inamlar ve Şaman aksesuarları araştırılmış­ tır. Şaman statüsü, Şaman seçilmede başlıca kültürel ve dini etmenler, Şama-

Q.ın gizli bilimi, esrime tekniği, pratik uygulamalar, düşünce tarzı, Şamanlı­ ğın etkileşimi, tedavi yöntemi ve Şamanlığın felsefesi araştırma kapsamının dışında kalmıştır. Şamanlığın karakteristik özelliği, Türk Şamanist görüşlerinin şekillenmesinde daha eski inançların rolü gibi meseleler de dokunulmamış hususlar olarak kalmıştır. Kısacası ne A. İnan' ın eserinde, ne de diğer bilim adamlarının eserlerinde Türk Şamanlığı sistemli şekilde ele alınmıştır. O halde Türk Şamanlığı bir problem olarak kalmaya devam etmiştir. Burada S. Buluç'un Şamanlıkla alakalı iki kıymetli .makalesini hususi olarak kaydetmek gerekir. Buluç, Şaman ve Şamanizm adlı makalelerinde ister Batı isterse de Rus araştırmacılarının eserlerinden yararlanarak bu konuyu genel bir şekilde ortaya koyabilmiştir.I S. Buluç'un bu konuyla ilgili iki makalesi teorik boşluğu doldurmağa yönelmiş olsa da Şamanlığın iç yapısını en azından ana hatlarıyla konu almadığı için eksik kalmıştır. Yüce Atatürk'ün isteği üzerine Y. Z. Yörükan'ın 1932'de tamamladığı Türk Dinleri ve Mezhepleri Tarihi adlı iki ciltlik yayımlanmamış eserinin birinci cildinin baş kısmında Şamanlık hakkında verdiği geniş bilgi,2 din sosyolojisi açısından kıymetli bir değerlendirme olmakla beraber kaynakların kısıtlılığı ve Şamanlık sisteminin bir çok taraflarının yanlış yorumlanması ile karakterize edilmektedir. Türk Şamanlığının fenomenoloji varlığını ortaya koymaktan uzak olan diğer makale ve bildirilerden söz açmağa değmez. Fenomenal bir hadise olan Türk Şamanlığını çağdaş ilmin sunmuş olduğu yeni yöntem ve metodolojik yaklaşımlar seviyesinde incelemek en vacip meselelerden biridir. Vacip olan meselelerden biri de Türk Şamanlığının tek ve öz kaynağı olan Şaman efsaneleri ve Şaman dualarına değinmeden geçmenin imkansız olmasıdır. O halde Şaman fe.nomenolojisi olarak betimlediğimiz Şaman dünya görüşü, Şamanlık öğesi, dini-inanç sistemi vs. gibi öğeler yalnız Şaman ritüellerinde, Şaman mitolojisinde değil, aynı zamanda Şaman folkloru deyebileceğimiz efsane, memorat ve şiirli dualarda varlığını korumuştur. Bu iki vazgeçilmez kaynaktan yararlanmakla Türk Şamanlığını genel olarak iki ana öğede inceleyebiliriz:

1- Şamanlığın özünü oluşturan ve Şamanlığın iç tarafı denilebilecek çağrı, Şaman hastalığı, Şamanın parçalanıp yenilmesi, zihinsel açılma, esrime, eğitim, Şamanın ezoterik bilgisi tek kelimeyle Şaman statüsüyle donatılma sü­ recini gerçekleştiren olgu ve tasarımlar veya Şaman dünyasının felsefesi.